Ahmet’e üç yaşındayken otizm tanısı kondu. Çocuğu tanı almış her anne gibi beklediğim ve hayal ettiğim şey bu değildi. Ne yapacağımı bilmez bir şekilde önce araştırma, sonra eğitim sürecine başladık. Kreşe başladı. Bununla birlikte, özel eğitim, duyu bütünleme, spor eğitimi derken Ahmet altı yaşına geldi. Ahmet küçük bir çocukken kendisine aldığımız müzikli oyuncakları çok severdi. Sırayla bir o tuşa bir diğer tuşa basar ve kendi istediği gibi melodiler yapardı. Bu melodileri dinlediğinde heyecanla ellerini çırpardı. İçlerinde renk kodlarına göre basacağı piyano tuşlarının olduğu bir kitapta vardı ve renklerine göre tuşlara basınca melodinin çıkması çok hoşuna giderdi. Yaklaşık yedi yaşına geldiğinde bir piyano öğretmeni ile çalışmasına karar verdik. Ahmet çok hareketli olduğu için dersin yarısı onu piyanonun başında oturtmaya çalışmakla ve söylenileni yaptırmaya çalışmakla geçerdi. Ahmet’le ilk piyano çalışan öğretmenimiz birkaç ders sonra Ahmet’in absolut kulağının olduğunu söyledi. Ahmet’in bu durumu piyanoya daha istekle sarılmamıza neden oldu. İlk mini konserlerini vermeye ve alkışlanmaya başladığında bu onun çok hoşuna gitmeye başladı. Ahmet okuma yazma öğrenmişti ve bilgisayardan sevdiği şarkıları açıp çalmayı ve dinlemeyi çok severdi. İlkokul yıllarında doğum gününde sana ne alalım dediğimizde hep cd derdi. Bunların orijinal olması çok önemliydi. Tek tek hepsinin arka sayfasını inceler parçaların sıralaması, dakikası, söz ve bestecisi, hangi yılda çıktığı gibi detayları ezberlerdi.Rock müzik gruplarını, Anadolu rock sanatçı ve gruplarını dinlemeyi çok severdi. Ahmet’in harika bir müzik zevki olduğunu düşünüyorum. Onun annesi olarak pek çok yeni grup, sanatçı ve parça öğreniyorum. Beraber konserlere gitmeyi çok seviyoruz. Ahmet yaklaşık on yaşında iken müzik dinlediğinde bütün parçalara ritim tuttuğunu görünce O’na bateri dersi aldırmaya karar verdik. Davul çalmayı çok sevdi ve hızlı öğrenmeye başladı. Ailesi olarak lise eğitimi alması için Güzel sanatlar lisesine gitmesinin çok uygun olduğunu düşündük. Ankara güzel sanatlar lisesinin sınavına girdi. Ahmet bu lisenin sınavını üçüncülük derecesi ile kazandı. Artık rotamız belliydi. Lisede davul çaldı. Ama piyano çalmayı hiç bırakmadı. Lisede eğitimine devam ederken Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi sürekli eğitim merkezi içinde bir orkestra kurulacağı ile ilgili bir haber aldık. Çoğunluğu otizmli ve iki görme engeli olan gençlerden oluşan bu orkestraya Ahmet de davulcu olarak katıldı. Burada çocuklar ile müzik provaları yapılıyor, sonrasında Türkiye’nin çeşitli illerinde konser veriyorlardı. Ahmet’in bir orkestrada olması ve konserler vermesi O’nun için harika deneyimlerdi. Lise bittikten sonra yeni hedefimiz üniversite sınavıydı. Tanı aldığı ilk günlerde O’nun bu noktaya geleceğini düşünemezdik. Oysa şimdi üniversite sınavına girmesini konuşuyorduk. Hedefimiz Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi akustik davul bölümüydü. Yoğun bir hazırlık döneminden sonra sınava girdik. Ahmet sınavı kazanmıştı, o artık bir üniversiteliydi. Sevinçten havalara uçtuk. Çok mutluyduk. Herkes bize anne baba olarak emekleriniz büyük diyordu. Oysa en büyük emeği veren Ahmet’ti. Okul, özel eğitim, müzik eğitimi. Oradan oraya koşturdu, çok çalıştı, çok emek verdi. Elbette Otizmli olmanın sınırlayıcı pek çok yanı vardı. Ama Ahmet’in müziğe yeteneğinin olması, ilgi alanının bu olması O’nun gün içerisinde bir şeylerle ilgilenmesini sağlıyor. Piyano çalıyor, davul çalıyor, müzik dinliyor. Okul döneminde okula gidiyor, derslerine giriyor. Sabah kalktığında bir hayat amacı var. Gününü dolduran şeyler var. Bunun olması bizim açımızdan çok keyifli ve Ahmet’i geliştiren şeyler. Okulundaki arkadaşları ile sosyal iletişim kurmakta zorlanıyor, sohbet edemiyor. Ama arkadaşları, hocaları onun müziğe yeteneğini görüyorlar. Elbette gelecekten beklentilerimiz var. Öncelikle Ahmet ayaklarının üzerinde durabilsin, günlük yaşam becerilerini geliştirmesini hedefliyoruz. Ancak müziğe bu kadar emek vermişken ve Ahmet de bu kadar müzik yapmayı seviyorken profesyonel bir orkestrada davul çalsın çok isteriz. Sevdiği, keyif aldığı şeyi sürdürsün isteriz. Otizmli olup, müziğe yetenekli olan pek çok genç, çocuk var. Dileğim ülkemizde bu çocuklar, gençler desteklensin. En azından müzikle hayata tutunan, yeteneği ve ailelerinin gayretiyle bir yerlere gelmiş olan bu gençler desteklensin. Toplumda müzikleriyle bir yer bulabilsinler.
Emel Yalçın
(Ahmet’in Annesi)


